Tıp dünyası kalp der ama bu tanım bir et parçasını ifade eder. Gönül diye tabir edilir içine duygu katmak için. Kalple gönül aynı şey midir?
Biz tıp dünyasına mensup değiliz. O zaman işimiz kalple değil gönülle olsun. Eeeee gönül bu, içinde ne duygu fırtınaları kopar. İnsanı oradan oraya sürükleyen de işte bu gönülde kopan bitmeyen fırtınalardır. Ne demişler " Her dağın kendine göre dumanı vardır." Bu gönül dediğimiz şeyde herkeste farklı farklı olsa da her gönül bazen çağlamak ister. İstemekle olmuyor tabi gönül bazen ÇAĞLAR, bazen istese bile ÇAĞLAYAMAZ.
Çağlayamamak ta çok büyük problem değil aslında. Çağladığını zan etmek var ya işte o zaman yandı gülüm keten helva. İlmek ilmek dokuyup inşaa ettiğin şeyleri bir çırpıda mahvediverirsin. Çağladığını sanıp içindeki masa vatilatörü serinliğini tozkopran fırtınası gibi satmaya çalıştığında fırtınanın sadece senin içinde koptuğunu, sadece kendi yarıçapında çağladığını anlarsın. Bunu fark edince durumu düzeltmek için elinle yıktığın hatıraların resimlerine sarılırsın. Yok gülüm yok yıktın artık hatıraların saygınlığını. Ama asıl muhaseben şu olsun, bunu ne için, kim için yaptın? Değdi mi? Değdi diyorsan çağlamaya devam et eski hatıraların gölgesine sığınma. Yok değmedi diyorsan önce kendinden özür dile. Vicdanın çağlamıyorsa hala daha ve ben doğru yoldayım diyorsan kalbinle çağlamaya devam et. Ama unutma ki senin rüzgar yapıp yıkmaya çalıştığın şey o kadar güçlü ki, senden gelen onun için sineğin yellenmesinden farklı değil. Fasulye olma, fasulye tüket ki yellenmen kuvvetlensin.
AYDINSPOR'DAN BAHSETMESEM OLMAZ!
Asıl köşe yazımı tamamladıktan sonra bu yazımda da AYDINSPOR'dan bahsetmeden geçmek istemedim. Bu sebeple Şanlı Aydınspor'a da bir başlık açtım ama yorumu fazla uzatmayacağım. EN BÜYÜK AYDINSPOR. Bu kadarı hepinize yeter...