USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Spor

Futbola adanmış bir hayat, 'Ömer Altuntaş'

Aydın’da spor hayatına futbolculukla başlayan, ardından hakemlik, gözlemcilik yapan, günümüzde ise yönetici olarak görev alan Ömer Altuntaş, hayatını adeta çok sevdiği futbola adadı.

Futbola adanmış bir hayat, 'Ömer Altuntaş'
17-10-2023 11:09

Sporculuk hayatında elde ettiği başarılarla takdir toplayan Altuntaş, Aydın’da futbol sporuna hizmet etmeye devam ederek gençleri de ülke sporuna kazandırıyor.

Aydın SES Gazetesi'nden Mehmet Kavas'ın haberine göre, Aydın’ın son dönemde yetiştirdiği en başarılı futbol adamlarının başında şüphesiz Aydın Büyükşehir Belediyespor Futbol Şube Sorumlusu Ömer Altuntaş geliyor. Futbola hakemlik yaparak başlayan, Süper Lig’de görev alan ardından gözlemcilik yapan, şimdi ise Aydın Büyükşehir Belediyespor’da yönetim kurulu üyeliği ve Futbol Şube Sorumlusu görevlerini yerine getiren, aynı zamanda Aydın Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nda ikinci başkan olan Altuntaş, bilgisi ve tecrübesiyle Aydın futboluna da büyük bir değer katıyor. Futbol bilgisinin yanı sıra insani ilişkileriyle de kentte taraflı tarafsız herkes tarafından sevilen Altuntaş, kentin sağlık alanındaki firmalarından biri olan Multi Clinic Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin ortaklarından biri olarak da çok sevdiği Aydın’a hizmet etmenin gururunu yaşıyor. Spor hayatıyla ilgili Altuntaş ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Başarılı futbol adamı Altuntaş, spor hayatını samimi bir şekilde anlattı.

- Spor hayatınız nasıl başladı?

Spor hayatım, Aydın Zirai Donatım Spor Kulübü’nün minik takımında futbol oynayarak başladı. 16 yaşına kadar lisanslı olarak amatör kümelerde futbol oynadım. Ardından Muğla’da açılan hakem kursuna katılarak aday hakemlik serüvenim başladı. 16 yaşımdan 31 yaşına kadar 15 yıl aralıksız olarak futbol hakemliği yaptım. 21 yaşımda çok genç denilebilecek bir zamanda Süper Lig hakem kadrosuna yükselerek Aydın ilini Süper Lig Yardımcı Hakem Kadrosu’nda 5 yıl temsil ettim. 15 yıllık hakemlik hayatımın 10 yılı profesyonel liglerde, 5 yılı Süper Lig’de geçti. Birçok insanın hakemliği başladığı yaş olan 31 yaşında, yaşadığım sakatlık sonucu hakemliği bırakmak zorunda kaldım. Devamında da 3 yıl boyunca futbol hakemliği gözlemcisi oldum. Akabinde Aydın Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanı Sayın Polat Bora Mersin’in davetiyle kulübün futbol branşını kurduk. Futbol Şube Sorumlusu olarak 2017 yılından itibaren görev yapmaya başladım. 2. Amatör Küme’de kurduğumuz futbol takımımızı, Bölgesel Amatör Lig’e kadar çıkardık. Takım, şu anda Süper Amatör Lig’de mücadelesine devam ediyor. 2020 yılından itibaren de Aydın Amatör Spor Kulüpleri Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum. 2023 yılında da gerçekleşen son kongrede yönetim kurulunda da hem ikinci başkan hem de tertip komitesi üyesi olarak Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nda da spor hayatıma devam ediyorum.

- Çok genç yaşta hakem oldunuz, Süper Lig’de önemli maçlarda görev aldınız. Hakemlik nedir, size en büyük kazanımı ne oldu?

Hakemlik çok farklı bir yer, çok farklı bir unvan. Her eline düdük alan ya da her bayrağı eline alıp sahaya çıkan, hakem forması giyen her insana hakem diyemeyiz. Türkiye’de şu an 13-14 bin hakem var. Bu unvanın özelliklerini yerine getirebilen, yönetme idaresine sahip kişiler, üst elit gruba geliyorlar. 16 yaşında hakemliği başladım. Beni hakemlik büyüttü, olgunlaştırdı. Aydın’da şu anda bulunduğum konumun birçok artısını hakemlik sayesinde kazandım. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Arkeoloji Bölümü’nde öğrenci olduğum dönemde, TRT’de yayımlanan Kayserispor-Akçaabat Sebatspor maçında görevliydim. O gün tesadüfen maçı izleyen ADÜ Rektörü, hafta içinde beni odasına davet ederek benimle tanışıp sohbet etmişti. Bir üniversite öğrencisinin rektör tarafından davet edilmesi kolay gerçekleşen bir olay değil. Bir gün önce Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray maçından gelip yaşıtlarınızın bulunduğu okul kantine o maçın hakemi olup girdiğinizde insanların sizi bambaşka gözlerle gördüğünüzü fark ediyorsunuz. Bu da sizin davranışlarınıza yansıyor. Size olgunluk ve sorumluluk veriyor.

- Sizin dönemle bu dönemdeki hakemliği kıyaslandığınızda neler söyleyebilirsiniz?

Bizim zamanımızda sert bir yöneticilik kavramı vardı. Hakemler ve yöneticilerin çoğu asker kökenliydi. Bu anlamda askeri disiplin en yukarıdan en aşağıya kadar hissedilirdi. Daha sonra iş biraz daha profesyonelleşti. Bu dönemdeki hakemler, daha rahatlar. Onları daha iyi bir ortam, daha yumuşak bir şartlar sunuluyor. Bizim zamanımıza göre şimdi her şey planlı, programlı. Hem bizim zamanımızda hem de günümüzde maddi şartlar iyi. Hakemlerin daha fazla kazanmasını gerektiğini düşünüyorum. Amatörde görev yapan bir il hakemin asgari ücret oranında maaş alması gerekiyor. Amatör hakemlerin nasıl yetiştirileceği, onların nasıl yetiştirilmesi gerektiğine ayrılacak bütçe ile ilgilenmesi gerekiyor federasyonun.

- Hakemlikte unutamadığın bir anın var mı?

İlk aklıma gelen Aydın’da yan sahalarda maç yönetirken ayağım kırıldı. O zaman toprak saha idi. Sulandığı zaman da kururdu, toprak çamur olurdu ve çok sert bir hal alırdı. Bir pozisyonda geri geri koşarken ayağımın çamur tümseğe takılması sonucu ayağım kırılmıştı. Sahalardan 3 ay uzak kaldım. Yardımcı hakemin yönetmesiyle maç iki hakemle bitmişti. Profesyonel anlamda ise Ankaraspor-Gümüşhanespor maçına çıktım. Maç berabere bitse iki takımda kümede kalıyordu. 90+5’te bir pozisyon oynattım ve Gümüşhane gol yedi. Yediği bu golle küme düştü. Çok uzun süre 10-12 dakika itiraz ettiler. Biz kararımızdan dönmedik. Akşam televizyondan izlediğimde pozisyonun son derece nizami bir gol olduğunu görünce çok mutlu olmuştum. Verdiğim kritik kararla bir takım ligde kaldı. O pozisyonu hiç unutmam hala gözümün önündedir.

- Sakatlanmasaydın, hakemlik kariyerinin nasıl devam ederdi, kendini nerede görürdün?

Hakemlikte uzun vadede bir plan yapmak mümkün değil. Her şey sağlıklı gitse idi Süper Lig’de düdük çalacağıma inanıyorum. 31 yaşında ben 5 yıl boyunca Süper Lig yardımcı tecrübem vardı. Oradan 1-2 sene içinde düdük hakemliğine dönüp Süper Lig’e kadar gitme yolumuz açıktı.

- Hakem olmayı düşünen kişilere tavsiyen var mı?

Bir anda kimse Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus olmuyor. Hakemlikte en az 10 yıl çile çekmek gerekiyor. Önünü kapatanlarla, çelme çakmaya çalışanlarla, imkansızlıklarla boğuşuyorsun. Üst liglere çıktıkça imkansızlıklar kalmıyor. Yapmak gereken tek şey başarılı olmak. Bu yolu göze alıyorlarsa, yönetme isteği ve kendinde o gücü buluyorlarsa hakemlik çok güzel bir olgu.

- İş hayatında da başarılısın, hakemliğin iş hayatına katkısı olduğunu düşünüyor musun?

Hakemlik, kısa zamanda, zor zamanda doğru karar alabilme yeteneğidir. Zor anda karar alabilme yeteneği, hakemin kalitesini belirler. İş hayatında, sosyal hayatta, spor hayatımızda birçok karar veriyoruz. Bu kararların bazılarını anlık veriyoruz. Bu anlamda hakemliğin katkısı bende çok fazladır. Hakemlik zamanımda çok üst düzey insanlar eğitimler aldık. Ben zaman zaman kendime ‘Nerdeyim’ diye soru sorarım. Maçta da bu soruyu sorardık kendimize. ‘Nerdeyim, kaçıncı dakikadayım, şu anda nasılım.’ Hayat da böyle. Çevre kontrolümü yaparım, insanlara ve olaylara mesafemi her şeyimi ölçerim. Bu maçta da böyle. Beşer dakikalık periyotlarla kendini check edersin. İş hayatında böyle. Gün boyunca kendimi check ederim. Hakemliğin iş hayatına etkisi çok fazla.

- Hakemliği bıraktıktan sonra Aydın futboluna hizmet etmeye devam ediyorsun, futbol senin için bir tutku mu?

Ömer Altuntaş iş hayatında ne kadar başarılı olursa olsun benim gözümde başarılı bir insan değil. Sadece iş odaklı insanları ben bu hayatta başarılı bulmuyorum. İşinde başarılı olan bir kişi hayatta başarılı olan bir kişi değil. Hayatta başarı, bir işin yanında mutlaka mesai saatleri dışında senin o işten alıp koparıp başka bir uğraşın olmalı. Mesela seramik olabilir, eşim gibi. Eşimin başarılı seramik eserleri var. Bu piyano, gitar, dağda yürüyüş, yüzme de olabilir. Benim hayatımda futbol var, dolayısıyla spor var. Yüzmeyi de biliyorum. Ege üçüncülüğüm var. İş dışındaki yaşantımda da özellikle spor, günümüzü gençleri uyuşturucunun artık çocuk yaşlara kadar indiği bu dönemde gençleri spor salonuna sokabilmek için güzel bir aracılık edebildiğimiz kurumlar var, Aydın Büyükşehir Belediyespor ve Aydın Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu gibi. Bu iki güzide çatının insanlara ulaşmasında aracılık ederek ben de kendimi mutlu hissediyorum. Bu sayede de iş dışında bir alanda hizmet veriyorum. Bu da topluma bir faydamız olmasına vesile oluyor.

- Spor alanında gelecekle ilgili neler yapmayı düşünüyorsun?

Ben bunu kariyer olarak görmüyorum. Şu anda Büyükşehir Belediyespor ve Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nda bulunduğum şartlardan çok mutluyum, memnunum. Kendi isteğimle bulunduğum iki çatı. Hedefim, hizmet etmek. Hizmet ederken de bunun bir unvanla taçlandırılması aslında beni çok ilgilendirmiyor. Öyle bir unvana ihtiyacım yok. Bulunduğum unvanlar bana son derece mutluluk veriyor. Alt-üst diye bir düşüncem yok. Ama ben her zaman kendi kafamdaki uygun ekiple çalışırım.

- Sizce, Aydın’da spor alanında yaşanan sorunlar nelerdir?

Aydın’daki en büyük problem tesis. Bu tesis sorunu sadece futbolda değil, birçok spor branşında var. Aydın’da sporcu sorunu yok, yetenekli sporcu ilimizde çok fazla. Geçtiğimiz sezon futbol anlamında önemli hamleler yapıldı ama hala da bir kapalı spor salonu eksiği yaşıyoruz. Pınarbaşı yüzme havuzları, benim çocukluğumda açıktı ama şu an kapalı. Gençlik İl Müdürümüz açılacağı yönünde müjde verdi ama bunca yıl kapalı kalması önemli bir kayıp. Gerek mali idareler gerek genel yönetimlerin tesis yönünden Aydın’a biraz daha cömert davranmasına çok ihtiyacımız var. Aydın’ın en önemli problemi budur. Baktığın zaman Aydın her yerde küme düştü. Hakem bazında çok iyiyiz. Bahattin Şimşek, çok güzel bir marka, kendisiyle gurur duyuyoruz. Aynı şekilde Kamil Çetin ile. Aydınspor, Süper Amatör Lig’de olduğu yerde Bahattin Şimşek’in Süper Lig’de olması zaten mucize. Sultanlar Ligi’nde Aydın Büyükşehir olmasa, en üst ligde mücadele eden bir spor takımın yok. Aydın Büyükşehir Belediyespor’un en üst ligde mücadele etmesi Aydın için çok önemli bir katkı. Aydın çok iyi şeyleri hak ediyor. Ödediğimiz vergiler, ilimizin katma değerine baktığımız zaman Aydın özellikle tesis yatırımlarından çok daha fazlasını hak ediyor. Tüm spor branşlarında mücadele eden kulüplerimizin çok daha iyi yerlerde olmasını istiyorum. Bireysel olarak yaptığım fedakarlıkları tüm kulüpler biliyor, bundan sonra bu fedakarlıkları yapmaya devam edeceğim.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
PUAN DURUMU TÜMÜ
TAKIMOPuanAV.
1Galatasaray38102+66
2Fenerbahçe3899+68
3Trabzonspor3867+19
4Başakşehir FK3861+14
5Kasımpaşa3856-3
6Beşiktaş3856+5
7Sivasspor3854-7
8Alanyaspor3852+3
9Çaykur Rizespor3850-10
10Antalyaspor3849-5
11Gaziantep FK3844-7
12Adana Demirspor3844-7
13Samsunspor3843-10
14Kayserispor3842-13
15Hatayspor3841-7
16Konyaspor3841-13
17MKE Ankaragücü3840-6
18Fatih Karagümrük3840-3
19Pendikspor3837-31
20İstanbulspor3816-53
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ