Aydın, kilometrekare başına düşen jeotermal enerji santrali (JES) ve kuyu sayısında ciddi bir yoğunluğa sahip kent olarak dikkat çekiyor. Germencik Çevre ve Doğa Koruma Derneği Basın Sözcüsü Dr. Metin Aydın da JES’ler konusunda değerlendirmede bulundu. Aydın, kent genelinde jeotermal yoğunluğunun kritik eşiği aştığını belirtti. Yaklaşık 8 bin kilometrekarelik coğrafyada kilometrekaresine en fazla santral ve kuyu düşen bölgenin Aydın olduğunu vurgulayan Dr. Aydın, özellikle Germencik ve çevresinde incir ile zeytin bahçelerinin ortasına kurulan tesislerin Zeytincilik Kanunu, Kaynak Koruma Kanunu ve Mera Kanunu başta olmak üzere mevcut yasal düzenlemeleri çiğnediğini ifade etti. Dr. Aydın, boru hatlarının ve santrallerin 1. sınıf sulak tarım arazilerini işgal ederek yerleşim yerleriyle iç içe geçtiğine vurgularken Büyük Menderes Nehri’nin de JES nedeniyle zehirlendiğini öne sürdü.
“Zorunluluğa Uyulmuyor”
Dr. Aydın, yerin derinliklerinden çıkarılan akışkanın tamamının yeniden yer altına basılması zorunluluğuna uyulmadığını savunurken firmaların yüksek maliyetten kaçınmak ve enerji tasarrufu sağlamak amacıyla bu işlemi eksik yaptığını belirtti. Yer altına enjekte edilmeyen akışkanın Menderes Nehri’ne ve çevredeki dere yataklarına deşarj edildiğini, bunun da yüzey sularında radyoaktif ve ağır metal kirliliğini artırdığını öne süren Dr. Aydın, ayrıca tesislerin tükettiği aşırı temiz su nedeniyle yer altı su seviyelerinin tehlikeli boyutta azaldığını kaydetti. Dr. Aydın, Nazilli’den Söke hattına kadar geniş bir bölgede çökme ve obruk oluşma tehlikesinin baş gösterdiğini de ifade etti.
Obruk Tehlikesine Dikkat Çekti
Adnan Menderes Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve Türk Tabipleri Birliği bünyesinde yapılan tezlerin ve ölçümlerin, içme ve kullanma sularında krom, nikel ve nitrat oranlarının yasal sınırların katbekat üzerinde olduğuna dikkat çeken Dr. Aydın, kentin havadaki kirliliğin de insan sağlığını doğrudan vurduğunu kaydetti. Atmosfere salınan hidrojen sülfür, halk arasında çürük yumurta kokusu olarak adlandırılan kükürt dioksit ve birçok gazın, bölgede solunum yolu hastalıkları ile kanser vakalarını tırmandırdığının altını çizen Dr. Aydın, hazırlanan çevre raporlarında, kentin hava kalitesinin sınır değerleri aştığına vurgu yaptı.
Dr. Aydın, Verilerle İlgili Tepki Gösterdi
Dr. Aydın, kentteki ölümlerde birinci sırada dolaşım sistemi hastalıkları, ikinci sıradaysa kanserin yer aldığını, üçüncü sırada ise şüpheli bir şekilde "ölüm sebebi bilinmeyenler" kategorisinin bulunduğunu belitti. “Bir ilde meydana gelen ölümlerin yüzde 30’unun sebebinin bilinmediğini söylemek akıl dışıdır. Ya TÜİK hesap yapmayı bilmiyor ya da tıpkı enflasyon verilerinde olduğu gibi halktan gerçekler gizleniyor” diyen Dr. Aydın, hekimlerin düzenlediği Ölüm Bildirim Sistemi (ÖBS) belgelerinde ölüm nedeni mutlaka açıkça belirttiğimi ve hiçbir belgede ‘sebebi belirsiz’ yazmadığını ifade ederken, “TÜİK, jeotermal santralleri temiz ve masum göstermek adına gerçek kanser vakalarını örtbas etmektedir” ifadelerini kullandı.
Denetim Vurgusu
Dr. Aydın, jeotermal şirketlerinin devasa karlar elde etmesine karşın üretilen enerjinin ülke sistemine katkısının sınırlı kaldığını vurguladı. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Aydın, kentte bağımsız uzman heyetlerce periyodik ölçüm ve tahlillerin yapılması, denetim sonuçlarının şeffaflıkla paylaşılması ve çevre mevzuatına uymayan ruhsatların derhal iptal edilmesi lazım olduğunu ifade etti. Dr. Aydın, “Çünkü jeotermal kanununa göre aynı çevre suçunu işleyen işletmelerin ruhsatlarının derhal iptal edilmesi gerekirken, Germencik’te bu uygulanmıyor” dedi.








Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir