“Önümüzdeki yıl pamuk ekim alanları daralır”
Düşük fiyat eğiliminin devam etmesi halinde önümüzdeki yıl pamuk ekim alanlarının daralacağına dikkat çeken Kendirlioğlu; “Bu rakamların maalesef yarısındayız şu anda. Sıkıntılı günler pamukçuyu bekliyor. Rakamlar, böyle olursa önümüzdeki yıl pamuk ekim alanı daralır. Çünkü çiftçi para kazanmadığında başka ürünlere yönelir. Bunu daha önceki yıllarda gördük. Bu sefer de Aydın’daki tarımın tansiyonu bozulur. Dolayısıyla burada devletin prim sisteminin devreye girmesi gerekiyor. Pamuk fiyatları düştükçe prim fiyatlarının yükselmesi gerekiyor ki pamuk tarımı sürdürülebilir olsun. Geçen sene 1,10 TL olan primin bu sene en kötü ihtimalle 2,5 TL olmasını bekliyoruz. Fiyatlar düştüğünde bu 2,5 TL’nin de yetersiz kalacağını biliyoruz. Şu andaki görünüm en kötü 2,5 TL hatta 3 TL prim söz konusu. Yoksa önümüzdeki yıl pamuk ekim alanları daralır. İthalat kapısı daha da aralanır. Biz ne kadar çok üretirsek ithalat kapısı o kadar kapanır ve ülkemizden döviz çıkmamış olur. Verilecek olan o dövizin bir kısmını çiftçimize aktararak önümüzdeki yıl da bu üretimin devam etmesi sağlanabilir” dedi.
Bu yılki prim fiyatlarının geç açıklanmasının daha faydalı olacağına ifade eden Kendirlioğlu; “Bu fiyatlar bu şekilde kalır ise Bakanlığımıza da seslenmek istiyorum primin biraz daha geç açıklanmasını istiyoruz. Çünkü piyasa daha belli değil. Piyasa bir ay içerisinde otursun, belli olsun. Şuanda fiyatlar düşme eğilimde. Dolayısıyla düşme eğilimindeki bir ürünün destekleme fiyatının açıklanması yarın sıkıntılara neden olabilir. Biraz daha bekleyip pamuğun durumuna göre açıklanmasında fayda var diye düşünüyorum. Primlerin de Nisan ayı içerisinde ödenmesi beklentimiz. Çünkü Nisan ayı bizim için çok önemli, sahaya indiğimiz ay. Nisan ayı içinde primler ödenirse elimiz güçlenir, girdi maliyetlerinin bir kısmını primden karşılayabiliriz” dedi.
“Makine olmasaydı pamukçuluk biterdi”
Makineli hasadın pamuk için çok önemli olduğunu sözlerine ekleyen Kendirlioğlu; “Daha önce elle yaptığımız hasada baktığımızda bin kişinin bir günde yaptığını makine yapabiliyor. Bir makine bin işçiye bedel yani. Eğer makineli hasat bugün olmasaydı herhalde hiç bir çiftçimiz pamuk ekmezdi. Çünkü pamuğu hasat edecek işçimiz yok. Bırakın maliyetleri, işçi bulmazdık. Büyük çapta işçi bulmak artık mümkün değil. Onun için makine bizim için çok değerli. Şu anda Aydın’da yeterli sayıda makinemiz var. Hasatta sıkıntı çekeceğimizi sanmıyorum. Zaten pamuk hasadı çok kısa zamanda bitiyor. Önümüzdeki günlerde çok daha hızlı şekilde tüm makineler sahada olacaktır. Geçen sene makineli hasatta ziraat odaları olarak tüm ilçelerimizde 210 TL gibi fiyat belirlemiştik. Bu sene girdi maliyetlerinin de etkisini göz önüne alarak, toplantılar ve istişareler yaparak 600 TL gibi bir fiyat ortaya koyduk. Şu an için herhangi bir tepki görmedik. Genel olarak bir memnuniyet söz konusu diyebiliriz. Pamuk hasadı gelen tarlalarımızda makinelerimiz çalışıyor. Bu 600 TL Efeler için aldığımız bir fiyat ama bu sene biz bu konu ile ilgili 16 ziraat odamız ile beraber istişare ederek fiyat belirlemek istedik ama bazı ilçelerimizde durum farklı olduğu için özellikle Söke’de. Oradaki arazi büyüklükleri çok daha fazla. Orada bir makinenin topladığı alanla herhangi bir ilçede topladığı alan arasında fark var. Yenipazar’da 650 TL, Söke’de 575 TL ama genelde 600 TL bandında ortalama bir fiyat. Ama tarlaların büyüklüğüne, coğrafi koşullarını göz önüne alarak bu konuda odalarımız serbest bıraktık, koordinasyon kararı almadık. Şu ana kadar da bir sıkıntı yok bu konu ile ilgili. Bu bulduğumuz fiyat ezbere değil. Gerekli girdiler araştırılarak ortalama fiyat ortaya koyduk. Bu fiyatın makul olduğunu düşünüyorum” dedi.












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir