“Daha fazla bu işi yapacağımız meçhul”
Efeler’de yorgancı ustası olarak yaklaşık 6 kişi kaldıklarını ve mesleğin son temsilcileri olduğunu ifade eden Özdemir; “1988 yılında ilk dükkanımı açtım. O zamanlarda 23 tane yorgancıydık, şimdi ise kala kala 6-7 tane usta kaldık. O zaman nüfus 90 bindi, şimdi 300 bin. Bu nüfusa rağmen oturduğumuz günler de oluyor ama boş değiliz. Artık bizlerin de çok fazla bu işi yapacağımız meçhul. Bir 10 sene daha bu işi götürür müyüz? Bilmiyorum” dedi.
Son çırağını 20 sene önce yetiştirdiğini sözlerine ekleyen Özdemir; “Bizler artık sonuz. 20 sene oldu bir çırak yetiştiremeyeli. En son yetiştirdiğim bir kalfam vardı, Efeler’de şu an en genç yorgancı ustası o var. Artık hem eş dost işi olur hem de mekanımızı biraz daha tutabilir miyiz ayakta, onun derdindeyim” dedi.
“Bizden sonra usta kalmayacak”
Kaybolmaya yüz tutmuş meslekler kapsamında devlet tarafından koruma altına alındıklarını ifade eden Özdemir; “Yaklaşık 3-4 sene oldu devlet bizi koruma altına aldı, muafiyet belgesi verdi, 3 senede bir yeniliyoruz. Tükenen meslekler kapsamında ilk önce bu gruba dahil edilenlerdeniz. Nalbant, semerci, keçe işi yapanlar gibi 5-6 meslek grubunu devlet koruma altına aldı. Ayakkabı tamircisi gibi daha birçok ustalık gerektiren mesleklerin de bu kapsama alınacağını düşünüyorum. Çünkü artık çırak yetiştiremiyoruz. Keşke gelse de 2 tane çocuk mesleğimizi onlara aktarabilsek. Bu mesleği götürseler ama yok. Maalesef artık altın bilezik yok. Zaten bir çocuk okul hayatına başladığı zaman 25 yaşlarına kadar okuyor. 25 yaşındaki bir çocuğu da eğitemezsin. Onlar zaten başka hayallerin peşinde oluyor. Kendimize yönelik bu tarz bir iş yapalım düşüncesinde değiller. Esas anne ve babaların çocuklarını çırak olarak göndermemesinden kaynaklanıyor. Eskiden yaz tatillerinde çocuklarını meslek öğrensin, altın bileziği olsun diye yanımıza getirirlerdi. Esas çırak bize köylerden gelirdi ama orada da gelmiyor artık. En büyük üzüntüm çırak yetiştirememek. Keşke yetiştirsek. Yarın bizler de gittikten sonra bu kadar insanın işini kim görecek. Hal böyle olunca bizden sonra usta kalmayacak, herkes mecburen hazıra yönelecek” dedi.
“Elyaflar, pamuğun verdiği huzuru vermez”
Pamuk ile yapılmış yatak, yorgan ve yastıktaki keyif ve huzuru, elyaf türlerinden üretilen hiçbir yatak ve yorganın veremeyeceğini belirten Ali Osman Özdemir; “Elyaf türleri sentetik, petrol katkılıdır. Tarladan gelmiş bir pamuktan yapılan yorganla asla eşdeğer değildir. Pamuktan yapılan ürünler daha sağlıklı, terletmez, yakmaz. Özellikle yastık kısmında pamuktan şaşılmaması gerekir. Elyaf türlerinin sadece yıkanabilir özelliği vardır, geri kalanı sağlık yönünden sıfırdır. Yıkanabilir olması insanların pratiğine geliyor. Pamuk yıkanmaz. Pamuğu bize getirecekler. Biz havalandırıp kabartacağız, hallaçlayacağız. Aynı zamanda elyaf türleri pamuğun verdiği keyif ve huzuru da vermez” dedi.











Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir