İMAR BARIŞI MESELESİNE DİKKATİ ÇEKTİ
Aydın’ın diri fay hatları üzerinde olduğunu, birçok yerleşim yerinin deprem etkisini artıran yeraltı suyu seviyesi yüksek, alüvyon zeminlerde kurulduğunu anlatan Kuru, “İmar barışından yararlanan binaların çokluğu, yapı stokumuzu özellikle statik açıdan daha riskli hale getirmiştir. Birçoğunda zemin etüdü yapılmayan bu binaların tamamına yakını riskli konumdadır. Afetlerle mücadele için kapsayıcı ve bütüncül planlama çalışmaları birçok yerleşim yerinde yapılmamıştır. Acilen bu planların zemin durumları da gözetilerek yapılması gereklidir. Fay yasası çıkarılmalı, afetlerle mücadele için hukuk çerçevesinde, etkin ve uygulanabilir yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Denetleme sistemi yer bilimi ve yapı biliminin birlikte uygulanabileceği bir yapı denetimi şeklinde düzenlenmelidir. Belediye ve yapı denetimlerde Jeoloji Mühendisleri görev yapmalıdır. Kentlerimizde afet ve deprem master planları yapılmalı, eksik olanlar varsa tamamlanmalıdır. Jeoloji ve zemin açısından uygun yapılaşma alanları oluşturulmalı, imar çalışmasına hazır hale getirilmelidir. Kentimiz bünyesinde deprem ve afet master planları yapılarak uygulama sahası bulmalıdır. Mikro bölgeleme çalışmaları ile jeolojik zemin etütleri yapılarak imar planlamaları yer bilimine uygun hale getirilmelidir. Kent genelinde aktif-diri fay hatları çalışılarak imar planlarına işlenmelidir. Aktif fay hatları üzerinde olan yerleşim alanları, afet duyarlı riskli alanlardaki yapılaşmalar, ekonomik fon oluşturularak planlama dâhilinde kısa, orta ve uzun vadece uygun alanlara taşınmalıdır. Kamu yönetimi, yerel yönetim ve halkımız afet bilinci, afet yönetimi, risk yönetimi ve afet öncesi ve sonrası için eğitilmelidir” diye konuştu.
“HATA YAPMA ŞANSIMIZ YOK”
Aydın’ın depremde büyük yıkım yaşanan Hatay’la benzer zemin koşullarına sahip olduğunun altını çizen Kuru, “Aydın kentimiz, aktif (diri) fay hattı üzerine kurulmuş kentlerimizden birisidir. Aydın Zemin ve yapılaşma açısından Hatay ile benzer özelliklere sahip olup, bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıkta hata yapma şansımız yoktur. Kentimizde, yurdumuzda meydana gelen afetin sıcaklığıyla farklı uygulama ve çalışmaların yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. İyi niyetle yapıldığını düşündüğümüz bu çalışmaların, depremler başta olmak üzere afetlerle mücadele ve risk azaltma çalışmalarında bütüncül bir şekilde planlama yapılıp uygulama sahası bulması gerekmektedir. Zira 1999 körfez depreminin üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen afetlerle mücadele hususunda çok yol alamadığımızı büyük acılarla öğrendik. Aydın kentimizi depremler başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale getirmemiz gerekmektedir. Bunun için kamu, yerel idare, jeoloji mühendisleri odası gibi meslek odaları ve halkımız iş birliği içerisinde olmalı, uzun soluklu ve etkili çalışmalar yapılmalıdır” sözlerine yer verdi.
Yerbilimi olmaksızın riskli yapı kontrolünün yapılamayacağını vurgulayan Kuru, aynı uygulama ve yöntemlerle farklı sonuç beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İMAR BARIŞI MESELESİNE DİKKATİ ÇEKTİ
Aydın’ın diri fay hatları üzerinde olduğunu, birçok yerleşim yerinin deprem etkisini artıran yeraltı suyu seviyesi yüksek, alüvyon zeminlerde kurulduğunu anlatan Kuru, “İmar barışından yararlanan binaların çokluğu, yapı stokumuzu özellikle statik açıdan daha riskli hale getirmiştir. Birçoğunda zemin etüdü yapılmayan bu binaların tamamına yakını riskli konumdadır. Afetlerle mücadele için kapsayıcı ve bütüncül planlama çalışmaları birçok yerleşim yerinde yapılmamıştır. Acilen bu planların zemin durumları da gözetilerek yapılması gereklidir. Fay yasası çıkarılmalı, afetlerle mücadele için hukuk çerçevesinde, etkin ve uygulanabilir yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Denetleme sistemi yer bilimi ve yapı biliminin birlikte uygulanabileceği bir yapı denetimi şeklinde düzenlenmelidir. Belediye ve yapı denetimlerde Jeoloji Mühendisleri görev yapmalıdır. Kentlerimizde afet ve deprem master planları yapılmalı, eksik olanlar varsa tamamlanmalıdır. Jeoloji ve zemin açısından uygun yapılaşma alanları oluşturulmalı, imar çalışmasına hazır hale getirilmelidir. Kentimiz bünyesinde deprem ve afet master planları yapılarak uygulama sahası bulmalıdır. Mikro bölgeleme çalışmaları ile jeolojik zemin etütleri yapılarak imar planlamaları yer bilimine uygun hale getirilmelidir. Kent genelinde aktif-diri fay hatları çalışılarak imar planlarına işlenmelidir. Aktif fay hatları üzerinde olan yerleşim alanları, afet duyarlı riskli alanlardaki yapılaşmalar, ekonomik fon oluşturularak planlama dâhilinde kısa, orta ve uzun vadece uygun alanlara taşınmalıdır. Kamu yönetimi, yerel yönetim ve halkımız afet bilinci, afet yönetimi, risk yönetimi ve afet öncesi ve sonrası için eğitilmelidir” diye konuştu.
“HATA YAPMA ŞANSIMIZ YOK”
Aydın’ın depremde büyük yıkım yaşanan Hatay’la benzer zemin koşullarına sahip olduğunun altını çizen Kuru, “Aydın kentimiz, aktif (diri) fay hattı üzerine kurulmuş kentlerimizden birisidir. Aydın Zemin ve yapılaşma açısından Hatay ile benzer özelliklere sahip olup, bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıkta hata yapma şansımız yoktur. Kentimizde, yurdumuzda meydana gelen afetin sıcaklığıyla farklı uygulama ve çalışmaların yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. İyi niyetle yapıldığını düşündüğümüz bu çalışmaların, depremler başta olmak üzere afetlerle mücadele ve risk azaltma çalışmalarında bütüncül bir şekilde planlama yapılıp uygulama sahası bulması gerekmektedir. Zira 1999 körfez depreminin üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen afetlerle mücadele hususunda çok yol alamadığımızı büyük acılarla öğrendik. Aydın kentimizi depremler başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale getirmemiz gerekmektedir. Bunun için kamu, yerel idare, jeoloji mühendisleri odası gibi meslek odaları ve halkımız iş birliği içerisinde olmalı, uzun soluklu ve etkili çalışmalar yapılmalıdır” sözlerine yer verdi.
Yerbilimi olmaksızın riskli yapı kontrolünün yapılamayacağını vurgulayan Kuru, aynı uygulama ve yöntemlerle farklı sonuç beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.










Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir