2024 yılıydı.
Nazilli’de gençlik kolları kongresi yapılacaktı. İki aday yarışacak, gençler sandığa giderek kendi yöneticilerini belirleyecekti.
Kongrenin divan başkanlığını ise Gençlik Kolları MYK’sında görev yapan Kemal Güneri üstlenecekti.
Kongre sabahı geldi.
Salon adaylar ve gençler hazırdı.
Ama divan başkanı ortada yoktu.
Saat ilerledikçe telefonlar çalmaya başladı. Kemal Güneri’ye ulaşılmaya çalışılıyordu. Ancak telefonlarına ulaşılamadı. Beklenen divan başkanı kongreye gelmedi.
Aradığımız kişiye şuan ulaşılamıyordu.
İnanabiliyor musunuz telefonu kapalıydı.
Aradığımız kişi Kemal Güneri kaybolmuştu.
İyi niyetli bazı genç arkadaşlarımız, acaba polise mi haber versek 155’i arasak mı diyerek kendi aralarında konuşmaya başlamıştı ki ta ki sarı binanın gözdeleri salona gelene kadar.
Kemal Güneri yerine o dönem arasının çok iyi olduğu Özlem Çerçioğlu’nun ekibi onun yerine Nazilli’ye gelmişti.
Yaşananlar, Sarı Bina’nın kongreye müdahale ettiği yönündeki çok ciddi iddiaları da beraberinde getirmişti.
Ve ciddi bir talimatla gelmediği belirtilen bir divan Başkanı.
Bu durum gençler için çok üzücüydü.
O gün Nazilli’ye gelmeyen yalnızca bir divan başkanı değildi. Gençlerin kendi iradeleriyle gerçekleştirecekleri demokratik bir yarışın sorumluluğunu üstlenmiş bir siyasetçi, verdiği sözü yerine getirmemişti.
Sonunda başka bir divan başkanı görevlendirildi ve kongre gerçekleştirildi.
Aradan iki yıl geçti.
Kemal Güneri “gençlerin yanındayım!”diyerek il başkanı olmak için adaylık yürütüyor.
Gençliğinde çok değil aradan yıllar geçmedi, kongre bitene kadar, sandıklar açılana kadar telefonunu kapatan bir siyasetçi genç kardeşlerimizin ne kadar yanında olabilir?
Gençlik siyaseti, her şeyden önce bağımsızlık demektir.
Çünkü genç siyaset, her şeyden önce bir anlayış meselesidir.
Gençlik kolları, gençlerin kendi iradeleriyle karar aldığı, kimsenin talimatına ihtiyaç duymadan siyaset ürettiği yerler olmalıdır.
Biz böyle gördük, böyle öğrenmiştik.
Bağımsızlık, yalnızca konuşmalarda dile getirilen sloganlar değildir. Siyasi hayatın her aşamasında gösterilmesi gereken bir duruştur.
İşte Nazilli’de yaşanan o kongreyi bugün bu nedenle hatırlatıyorum.
Aydın’da bugün beş adaylı bir yarış yaşanıyor. Her adayın kendisini anlatma, örgütle buluşma ve üyelerin desteğini isteme hakkı var.
Ancak hiçbir adayın siyasi geçmişi yalnızca bugün söylediklerinden ibaret değildir.
Bir siyasetçiyi tanımak için yalnızca hangi görevlerde bulunduğuna değil, o görevleri nasıl yerine getirdiğine de bakmak gerekir.
Benim üzerinde durduğum konu çok basit.
Verilen bir söz, üstlenilen bir görev ve kapatılan telefonlar.
Siyasette güven bazen büyük meydanlarda verilen sözlerle değil, küçük bir kongre salonunda gösterilen sorumlulukla kurulur.
En önemlisi, gençlerin size ihtiyaç duyduğu günlerde onların yanında olup olmadığınızla.
Yeni nesil siyaset dediğimiz şey de tam olarak budur.
Eski alışkanlıkları yeni sloganlarla süslemek değil, şeffaflığı, hesap verebilirliği, örgüt iradesini ve sorumluluğu esas almaktır.
Yeni görünmek başka, gerçekten yeni bir siyaset anlayışını temsil etmek başkadır.
Umarım bu süreç, yalnızca yeni yüzlerin değil, yeni bir siyaset anlayışının da önünü açar.
Çünkü yeni nesil siyasetin ölçüsü yaşınız, sloganlarınız ya da hazırladığınız görseller değildir. Asıl ölçü, verdiğiniz sözlerin arkasında durmanız, örgütün iradesine saygı göstermeniz ve üstlendiğiniz sorumlulukları yerine getirmenizdir.
Yurdun dört bir yanında YENİ Parti’nin örgütlenme çalışmaları ve kongreleriyle yeni bir siyasi dönem şekilleniyor. Bu süreç, geleceğe umutla bakan bir Türkiye hayali etrafında kenetlenen milyonların ortak hikayesine dönüşüyor. Bu hikayeye samimiyetle katkı sunan tüm yol arkadaşlarıma başarılar diliyorum.












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir