“Aydın’da binalar yıkılır”
Aydın’ın depremsellik açısından çok şanslı kentler arasında olmadığını ifade eden Kuru, “Aydın’da kent merkezlerinde 5 ila 7 büyüklüğü arasındaki herhangi bir depremde yapılarımız maalesef yıkılacak. Yeni yapılarda da zemin faktörü olmadan sadece bina denetlendiği için yeni yapılar da güvenli diyemeyiz. Aydın’da şehir merkezimiz ve Nazilli ile Söke de dahil olmak üzere kentlerimiz aktif fay hatları üzerinde, deprem olabilme potansiyeli yüksek noktalar üzerine kurulmuş durumda. Bu noktada Aydın çok şanslı kentler arasında değil. Alt tarafımız büyük ova, sıvılaşma potansiyeli yüksek bir alan, üstümüz ise faylarla sınırlı bir alan ve bizim yeni yapılaşma alanlarına ihtiyacımız var. Aktif fay hatları üzerinde olan yapılarımızın kesinlikle işbirliği yapılarak boşaltılması gerekiyor. En az 50-100 metrelik sakınım bantları oluşturularak buraların kentsel dönüşümle başka sağlıklı noktalara taşınması gerekiyor. Aydın genelinde bu yerler belli, az ama belli” ifadelerini kullandı.
“Kimse sorumluluk ve işbirliğinden kaçmamalı”
Aydın’da muhtemel bir büyük depremde oluşacak zararların, can kayıplarının yaklaşık olarak bilindiğine dikkat çeken Kuru, “Bugün orta dereceli depremlerde dahi binalarımız hasar alıyor ise bu bizim yapı stoğumuzun çok da iyi olmadığını gösterir. Hızlı bir şekilde yapı stoğumuzu zemine ve yer bilimlerine bağlı bir şekilde değiştirmemiz lazım. Yani yıkılan bir binanın olduğu aynı noktaya, sizin sağlam bir bina yapmanız afet anında sizin güvende kalacağınız anlamına gelmiyor. Maalesef biz bunları anlatamıyoruz. Aydın merkezde, Nazilli’de, Söke’de olabilecek bir depremde ortalama ne kadar bir binanın yıkılacağı, ne kadar insanımızın hayatını kaybedeceği, ne kadar yaralı olacağını, ne kadar hasar olacağını biliyoruz. Bunu kamu idaresi de biliyor. Yani bilinen bir şey göz ardı ediliyor, öteleniyor. Çok basit işbirliği ve uygulamalar ile afetlerin çok büyük kısmına engel olabiliriz, hasarı en aşağıya çekebiliriz. Her şeyden önce doğal afetlerin siyaseti yapılmaz. Kimse sorumluluk ve işbirliğinden kaçmamalı” dedi.
“Kuşadası Körfezi önemli bir nokta”
Kuşadası Körfezi'nin Aydın için ciddi risk teşkil eden en önemli noktalardan bir tanesi olduğunu belirten Kuru, "Burayı biraz daha aşağı doğru Dilek Yarımadası, Didim, Kuşadası ve özellikle Büyük Menderes’in dökülme sahasının ön tarafına doğru genişletebiliriz. Bu saha deniz dibi fay hatları anlamında ciddi deprem üretiyor. 4 ile 5 büyüklüğünde depremler üretiyor ve deniz tabanı fay çalışmaları yeni yeni başladı. Maalesef ülkemizde kara bitince fay hatları da bitiyormuş gibi algılanıyor ama halbuki denizlerde olan depremlerin karaları etkileme oranı çok yüksek. Kuşadası yapı stoğu anlamında Aydın için hassas bir bölge. Burada afetle mücadele ve yapı stoklarına ilişkin çalışmalar kamu-yerel idare işbirliği ile yapılmalıdır” diye konuştu.
“Bilgi, birikim ve donanıma sahibiz”
Türkiye’nin afetlerin riskini azaltacak bilgi, birikim ve donanıma sahip olduğunu vurgulayan Kuru, herkesi bilimsel işbirliği ve sorumluluk almaya davet ederek “Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği olarak, Aydın kentimizin çok değerli kamu ve yerel idare yöneticilerini doğal ve doğal olmayan afetler konusunda çok geç olmadan bilimsellik çerçevesinde işbirliğine ve sorumluluk almaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Aydın’da binalar yıkılır”
Aydın’ın depremsellik açısından çok şanslı kentler arasında olmadığını ifade eden Kuru, “Aydın’da kent merkezlerinde 5 ila 7 büyüklüğü arasındaki herhangi bir depremde yapılarımız maalesef yıkılacak. Yeni yapılarda da zemin faktörü olmadan sadece bina denetlendiği için yeni yapılar da güvenli diyemeyiz. Aydın’da şehir merkezimiz ve Nazilli ile Söke de dahil olmak üzere kentlerimiz aktif fay hatları üzerinde, deprem olabilme potansiyeli yüksek noktalar üzerine kurulmuş durumda. Bu noktada Aydın çok şanslı kentler arasında değil. Alt tarafımız büyük ova, sıvılaşma potansiyeli yüksek bir alan, üstümüz ise faylarla sınırlı bir alan ve bizim yeni yapılaşma alanlarına ihtiyacımız var. Aktif fay hatları üzerinde olan yapılarımızın kesinlikle işbirliği yapılarak boşaltılması gerekiyor. En az 50-100 metrelik sakınım bantları oluşturularak buraların kentsel dönüşümle başka sağlıklı noktalara taşınması gerekiyor. Aydın genelinde bu yerler belli, az ama belli” ifadelerini kullandı.
“Kimse sorumluluk ve işbirliğinden kaçmamalı”
Aydın’da muhtemel bir büyük depremde oluşacak zararların, can kayıplarının yaklaşık olarak bilindiğine dikkat çeken Kuru, “Bugün orta dereceli depremlerde dahi binalarımız hasar alıyor ise bu bizim yapı stoğumuzun çok da iyi olmadığını gösterir. Hızlı bir şekilde yapı stoğumuzu zemine ve yer bilimlerine bağlı bir şekilde değiştirmemiz lazım. Yani yıkılan bir binanın olduğu aynı noktaya, sizin sağlam bir bina yapmanız afet anında sizin güvende kalacağınız anlamına gelmiyor. Maalesef biz bunları anlatamıyoruz. Aydın merkezde, Nazilli’de, Söke’de olabilecek bir depremde ortalama ne kadar bir binanın yıkılacağı, ne kadar insanımızın hayatını kaybedeceği, ne kadar yaralı olacağını, ne kadar hasar olacağını biliyoruz. Bunu kamu idaresi de biliyor. Yani bilinen bir şey göz ardı ediliyor, öteleniyor. Çok basit işbirliği ve uygulamalar ile afetlerin çok büyük kısmına engel olabiliriz, hasarı en aşağıya çekebiliriz. Her şeyden önce doğal afetlerin siyaseti yapılmaz. Kimse sorumluluk ve işbirliğinden kaçmamalı” dedi.
“Kuşadası Körfezi önemli bir nokta”
Kuşadası Körfezi'nin Aydın için ciddi risk teşkil eden en önemli noktalardan bir tanesi olduğunu belirten Kuru, "Burayı biraz daha aşağı doğru Dilek Yarımadası, Didim, Kuşadası ve özellikle Büyük Menderes’in dökülme sahasının ön tarafına doğru genişletebiliriz. Bu saha deniz dibi fay hatları anlamında ciddi deprem üretiyor. 4 ile 5 büyüklüğünde depremler üretiyor ve deniz tabanı fay çalışmaları yeni yeni başladı. Maalesef ülkemizde kara bitince fay hatları da bitiyormuş gibi algılanıyor ama halbuki denizlerde olan depremlerin karaları etkileme oranı çok yüksek. Kuşadası yapı stoğu anlamında Aydın için hassas bir bölge. Burada afetle mücadele ve yapı stoklarına ilişkin çalışmalar kamu-yerel idare işbirliği ile yapılmalıdır” diye konuştu.
“Bilgi, birikim ve donanıma sahibiz”
Türkiye’nin afetlerin riskini azaltacak bilgi, birikim ve donanıma sahip olduğunu vurgulayan Kuru, herkesi bilimsel işbirliği ve sorumluluk almaya davet ederek “Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği olarak, Aydın kentimizin çok değerli kamu ve yerel idare yöneticilerini doğal ve doğal olmayan afetler konusunda çok geç olmadan bilimsellik çerçevesinde işbirliğine ve sorumluluk almaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir